Sinema Sanatı
Yardımcı sayfalar - 4
Sinemada Madenci Profili 
Sinemada Maden Çalışanları Profili Nasıl İşlenmiştir?

        Sinema, bireylerin, tiplemelerin, temaların, fikirlerin yeniden üretildiği ve temsil edildiği kültürel bir alandır. Toplumun kişi profillerine nasıl yaklaştığı sinemanın yansıttığı fikirlerle yakından ilgisi vardır. Ana akım sinemanın toplumsal sorunları nasıl yansıttığı da bu konuda önemli bir detaydır.

        Madencilik filmleri tüm dünyada ve ülkemizde belli bir düzlemde ilerlemektedir. Bahsedilen kişilerin profilleri değişse de bazı noktalar hep aynı kalmaktadır. Biz de bu inceleme yazımızda beyaz perdeye yansıyan madencilik konulu filmlerde maden işçilerinin birey profili nasıl işlendiğinden bahsedeceğiz.

Yaşam Şekilleri

        Her hikâyenin ana fikri kadar toplumun hangi kesimine odaklandığı da önemlidir. İzleyici karşısındaki filmde kendinden bir parça bulduğu zaman o filmi daha çok benimser. Sinemada madencilik konulu filmlerde karşımıza çıkan maden işçisi profili yaşam şekli olarak alt sınıfa mensup olmasıyla dikkatimizi çekmektedir.

        Gerek ülkemizde gerekse yabancı sinemada gördüğümüz örnekler incelendiği zaman maden çalışanları profilinin sinemaya bu şekilde yansıtıldığını söyleyebiliriz. Örnek vermek gerekirse; 1993 yılında vizyona giren Germinal filminin başrolü Etienne Lantier önceleri işsiz olan sonrasında arkadaşının desteği ile madende çalışmaya başlayan sıran bir adamdır sadece. Türk sinemasından bir örneğini de 1978 yılında izleyici ile buluşan ve Cüneyt Arkın’ın başrolünde olduğu Maden filmi ile verebiliriz. Başrolümüz İlyas zor geçim şartlarında yaşayan ve ekonomik olarak alt sınıfa ait bir adam olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kişilik ve Karakter

        Karşımıza çıkan karakterler her ne kadar toplumun alt kesimlerinden olsa da düşünce yapısı olarak yenilikçi ve devrimci olarak aktarılmıştır. Haklı mücadelelerine tanık olduğumuz maden işçileri, çoğu zaman grev veya protesto ile çalışma şekillerinin değiştirilmesini istemektedir. Üstelik bu olgu sadece Türk sinemasında değil yabancı vizyonda da karşımıza çıkmaktadır. Örneğin 2005 yılında beyaz perde ile buluşan North Country filminde başrolümüz tek başına bir maden ocağı işletmesine karşı gelmektedir. Maden işçilerinin yaşadığı sorunları ve kendi yaşadığı taciz olaylarını için herkesi karşısına alarak dava sürecine girişir.

Karşılaştıkları Sorunlar

        Elbette gönül isterdi ki maden işçilerinin hayatı yeni keşifleri veya keyifli çalışma ortamlarını ele alarak beyaz perdeye aktarılsın. Ancak incelediğimiz çoğu maden filminde bu tarz manzaralar görmek neredeyse imkânsız. Maden işçileri genellikle yaşadıkları maden kazalarıyla, göçüklerle karşımıza çıkmaktadır. Ancak iyi işlenmiş kurtarılma hikayeleri olan bu tarz filmler izleyicilerin beğenisini kazanmayı başarmıştır. Bu tarz filmlere de örnek olarak Pennsylvania Miners' Story filmini verebiliriz. 77 saat boyunca maden altında kurtarılmayı bekleyen işçilerin tamamen kendi ifadelerinden yola çıkarak hazırlanan belgesel tarzındaki bu film alanının en başarılı örneklerinden biridir.

Sonuç ve Bağlam

        Olumsuz olarak görülen madencilik konulu filmlerin çoğu aslında bize belli bir mesaj ve fikir vererek son buluyor. Sinemanın asıl amacı da bu değil midir zaten? Film sonunda ise izleyiciye verilmek istenen mesaj her maden işçisinin sağlıklı bir çalışma ortamına sahip olması gerektiğidir. Bu hem fiziksel olarak sağlanabileceği gibi hem de psikolojik olarak da sağlanmalıdır.

        Masensanat.org olarak bizim sinema yorumumuza gelirsek; maden işçileri profili bizce Van Gogh’un mektuplarında anlattığı gibi işlenmiş. Van Gogh maden işçilerinin cahil ve eğitimsiz, okuma yazma bilemeyen ancak buna rağmen becerikli, uyanık, cesur ve açık yürekli olarak tanımlamıştı. Sinemada karşımıza çıkan profil de bizlere tam olarak bunu yansıtıyor.